Follow by Email

17 Mart 2013 Pazar

TAPDK… / Ataol Behramoğlu





    Bir arada bulunmalarına herhalde bir anlam veremediğiniz bu beş harflik sözcüğü ya da harf birlikteliğini, sizler de benim gibi “tapmak” fiiline yakın bularak “tapdık” filan gibi okuma eğiliminde olmalısınız…
     Tapdık ya da taptık, her ne ise… Eninde sonunda tapmakla ilgili bir şey. ..
    Zaten öğrenmek, anlamak, bilmek, soru sormak, eleştirmek, irdelemek…kavramlarının hepsinin birden yerini “tapmak” a “biat etmek”e bıraktığı ;özgür yurttaş olmanın yerini giderek itaatkâr kul olmanın aldığı günümüz Türkiye’sinde, böyle bir okuma eğilimi çok doğal sayılmalıdır…
     Gelelim “Tapdk”ın ne olduğuna:
      Meğer, Tütün ve Alkol Piyasasını Düzenleme Kurumu’nun kısa adıymış…
      Diyeceksiniz ki bundan bize ne…
       Konuyla ilgili ve bu yazıya konu oluşturan haber dikkatli okurun gözünden kaçmamış olabilir…
        Fakat, Tapdk’tan söz açmamın Edip Cansever şiiriyle ilgili olduğunu öğrendiğinizde sanırım çoğunuz daha da şaşıracaksınız…
     Evet..sözü daha fazla uzatmadan açıklayayım…
     Sevgili şairimizin “Masa da Masaymış Ha” adlı harika şiirinin  aşağıdaki dizelerinin  lise 4.lerde okutulan bir ders kitabından Milli Eğitim Bakanlığı marifetiyle çıkartıldığını biliyor olmalısınız:
“Bir bira  içmek istiyordu kaç gündür/Masaya biranın dökülüşünü koydu…”
      Bu sansürün nedeni ise, meğer işte bu “Tapdk”ın görevlerini düzenleyen bilmem kaç numaralı  kanundaki “tütün ve alkol tüketiminden kaynaklanan kamusal, toplumsal ya da tıbbi nitelikteki her türlü zararlı etkileri önleyecek düzenlemeleri yapmak ve bunlarla ilgili kararları almak” hükmü imiş…
      Bu dizeleri okuyan lise öğrencisinin canı bira çekebilirmiş…
(Bkz. konuyla ilgili gazete haberleri.)
     İnsan bu satırları okuduğunda bir an başını iki avucunun arasına alarak, acaba aklım yerinde duruyor mu, yanlış mı okudum, çıldırmış olabilir miyim diye kendini yoklama  gereksinimi duyabiliyor…
   
               ***                        ***                           ***
  Yunus Emre’den başlanarak  Edip Cansever’e , geçenlerde bir şiiri sansürlenen Melih Cevdet Anday’a, son olarak Cahit Külebi’ye, başkaca çağdaş şairlerimize gelindi…
     Eskiden sadece “komünist” şairler sansürlenir, ya da zaten bu gibi kitaplarda yer almaları söz konusu olamazdı…
      Şimdi durum değişti…  Ders kitaplarının bu bakımdan sanki daha “demokrat” bir görünümü var… Lütfedip Nâzım Hikmet bile bu kitaplara alınabiliyor…Fakat sansürcünün keyfine göre kesilip biçilerek; biyografisi, edebiyat tarihindeki yeri güdükleştirilerek…
Öyle ki, keşke hiç bu kitapta yer almasaydı dedirtilerek…
      “Tapdk” konusuna gelince… Bu konuda akla uygun herhangi bir söz söyleme olanağı bulunabilir mi?..
      Bence şimdi sıra sansürcünün eline makası alarak sadece ders kitaplarını değil edebiyata ilişkin ne kadar kitap varsa hepsini,bütün dergi koleksiyonlarını, konuyla ilgili bütün yayınları taraması; TV filmlerinde yapıldığı gibi sigara ve içkiye ilişkin söz ve  görüntülerini bir biçimde ortada kaldırması ve bu arada her türlü “erotizm” kırıntısını da yok etmesidir…
       Kimileri herhalde şiir ve Edip Cansever ve hiç kuşkusuz bira(ne birası, her türlü alkol) sever Yetmez Ama Evet’çi, gizli ya da açık AKP kuyrukçusu, liberal, eski sol  ya da kendini hâlâ solda sanan birileri,  bu konuda acaba ne düşünüyor olabilirler?..
     Nevizade’de, Asmalı Mesçit’te(benim bu konuda kültürüm burada biter), Bodrum’da, ne bileyim, başkaca keyif mekânlarında “Tapdk”ın
kamu için zararlı gördüğü  maddeleri edebiyat, şiir vb. sohbetleri eşliğinde yuvarlarken, içtikleri her ne ise,  boğazlarına  biraz olsun takılıyor mu dersiniz?..


Ataol Behramoğlu/Pazar Söyleşileri/0303113

Yazılı medyada yazarın izni olmadan yayınlanamaz..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.