Follow by Email

11 Mart 2013 Pazartesi

Suya yazı yazmak / Orhan Aydın


Bu böyle olmayacak!
Olmuyor.
Yazıyoruz, meydanlara çıkıyor bağırıp-çağırıyoruz, grevleri, öğrenci eylemlerini destekliyor, mahkeme kapılarında bekleşiyor, olanak tanıyan televizyon-radyo yayınlarına katılıyor düşündüklerimizi söylüyoruz.
Duyan, eden yok.
Dönüp bakıyorum geriye.
Ne oluyor?
Kendimiz çalıp kendimiz söylüyoruz!
Ülkemin mi akıl ayarları bozuk, yoksa bizler mi akıl sağlığımızı yitirdik?
Belki her ikisi de!
Cumhuriyet kurum ve kuruluşlarıyla bitirilmiş-iç edilmiş, operasyon yeni Anayasa ile taçlandırılacak, adam Padişahlık tahtına kurulup ‘astığım astık-kestiğim kestik’ diyerek tüm yetkileri tek elde topluyor ama bizim akıl ayarları bozukların büyükçe çoğulu ya gericiliğin kuyruğuna yapışmış savrulup duruyorlar ya da bitirilmiş Cumhuriyet’e sımsıkı sarılıp, bir bardak suda fırtına koparmanın peşindeler.
Oysa bardak boş!
Soruyorsun, her şeyden yakınıyorlar.
Pahalılıktan, işsizlikten, hukuksuzluktan, adaletsizlikten, eğitimden, sağlıktan, savaş bezirgânlığından, muhafazakârlıktan, yaşam alanlarının talanından, yandaşlıktan, döneklikten, bilim-sanat ve sanatçı düşmanlığından bir şikâyet bir şikâyet ki sonu yok!
Peki, tüm bunlar için ne yapıyorsun?
Kocaman bir hiç!
Kimilerinde ise o hamasi yanıt hazır, “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!”
İyi güzel de ne yapıyorsun?
Mustafa Kemal mi kalkıp kurtaracak bu memleketi?
Niye olmayacak bir duaya âmin diyerek memleketin çıkmazlarını bir bilinmeyene havale ediyorsun?
Karşındakilerin aklı kara-düşü kara; çöreklendiler memleketin başına, tüm değerlerin üstüne simsiyah bir örtü atıyorlar, sen dün ile avunuyorsun!
Bak dünyanın mazlum haklarına, haksızlığa karşı isyan ediyorlar, meydanlar hınca hınç dolu, hiçbir şey yapamasalar da onurlarını birleştiriyorlar.
Sen ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ deyip her şeyi geçmişe havale ediyorsun.
Buradan çıkış var mı?
Yok, hayır bu böyle olmaz, olmayacak.
Bu kocaman ve içi bomboş ninni ile bu toplum, bu ülke yalnızca avutulur.
Buradan barış- eşitlik-özgürlük-kardeşlik filan çıkmaz.
Buradan hak-hukuk-adalet de çıkmaz.
Çıksa çıksa faşizmin zorbalığı-zulmü çıkar.
Zaten gümbür gümbür ve bağrımıza vura vura yaşatılanda başkaca hiç bir şey değil!
B.Brecht’in Maksim Gorki’den uyarladığı ANA oyunundaki ‘Ananın şarkısı’ hep aklımdadır, galiba bin kez daha yinelemek gerekir.
“Boşa didinmek fayda vermez/Her geçen gün daha beter dünden/Böyle gelmiş böyle gitmez/Sömürü zulüm devam etmez/ Kaldırmadıkça başlarımızı sefaletimiz bitmez.”
Şimdi tam zamanıdır, demir tavında dövülür, kurtulalım şu kokmuş karanlıktan, sistemi evirmek bu sistemin paçalarına yapışanlarla birlikte olmaz, bu ülkenin namusu ve onuru olan sosyalistlere kulak verin, bilim insanlığını dinleyin filan diyeceğim ama yine kimseler dinlemeyecek.
Bizimkisi sanal ortamda gevezelik!
Suya yazılan yazılar gibi.
Unutulup gidecek.
Arkamı dönüp baktığımda koca bir ülkenin suskunluğunu ve gericilik vebasına teslim olmuşluğunu göreceğim.
Tıpkı senin gibi.
oaydinoaydin@gmail.com


Yazılı medyada yazarın izni olmadan yayınlanamaz..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.