Follow by Email

20 Mart 2013 Çarşamba

Darbenin gerçek kaynağı / Nihat Behram



20 Mart 2013, 12:16
Darbenin gerçek kaynağı
Darbenin gerçek güç kaynağı

Egemenlerin en güçlü darbe silahlarından biri medyadır. Ordunun, emniyetin, gizli istihbarat örgütlerinin gücü medyanın gücü yanında ne ki? Asıl korkutucu güç medyadır. Napoleon’un, “Üç gazete beni yüz sancaktan daha çok korkutur!” sözünde bu anlam gizlidir.

Ordunun tankı, topu, tüfeği varmış! Silahın en âlâsı medyanın kendisidir. Etki gücü, etki alanı ile atom dahil, silahların hiçbiri onunla yarışamaz. Gücü, en etkili darbe silahı odur. Medya ile yapılmamış ve medya ile yapılanmamış bir darbe var mı? En tazesi ve en yakınımızdaki AKP Sivil Darbesi’dir. Ki yapılma ve yapılanma sürecinde AKP’ye silah olmuştur. Bu anlamıyla da silahlı bir darbedir!

3. Dünya ülkelerindeki  ABD güdümlü sivil ve askeri darbeler saymakla bitmez. Bir o kadarı da hazırlık aşamasındadır. Bunu söylemek için kahin olmaya gerek yok; CIA’nın belgelerine, emekli  ABD ve CIA yetkililerinin anılarına bakmak yeter. Bu ülkelerdeki darbelerin hamur teknesi ve oklavası ABD ve CIA’dır. Yerli malı olan sadece tuzu, biberidir. Ambalaj ve servisi  medyanın görevidir. Darbenin hazırlık süreci ve yapılanmasında, o ülke medyasında,  ABD’de eğitim görmüş yazarların türemesi, ABD çıkarlarıyla çelişen yazarların ayıklanması rastlantı mıdır? Afrika, Asya, Latin Amerika’ya falan bakmak zorsa, Türkiye’ye bakın yeter. Medyada  AKP cilacıbaşılığını kimler yapmış; sola saldıranlar kimler? Dün Libya’ya, bugün Suriye’ye karşı ABD savaş düdüğünü kimler üflüyor? Kimlik bilgilerini araştırın, en sivrilerin ABD’de “Ortadoğu siyaset ilişkileri” üstüne eğitimli olduklarını görürsünüz.


RTE, “Milletimizin iradesiyiz” dese de, seçilecek hükümeti çoğunluğun belirlediği sadece bir palavra. Bırak, kontrolü altındaki ülkeleri, kontrolü dışındaki 3. Dünya ülkelerinde bile halkın iradesine saygının “S” si ABD’nin lügatinde yer almaz. Kendi piyonu medyayı besler de besler. En taze örneği Venezuela. Her girdiği seçimde halkın ezici çoğunluğunca seçilmiş Chavez, ABD’ye ve piyonu liberal zibidilere göre “diktatör” sayılmış, hem de açık ara kazandığı her seçimin hemen ertesinde ABD destekli sivil, asker darbe girişimlerinin hedefi olmuştur. ABD  çıkarlarıyla çelişip de askeri ya da sivil darbeye hedef olmamış 3. Dünya ülkesi yoktur. Bunun en çıplak göstergelerinden biri de Türkiye’dir. Ülkemizdeki son ABD darbesi, “seçimle” yapılan “AKP Sivil Darbesi”dir. Darbenin hesapları AKP’nin kurulma öncesine dayalıdır. Ordu, bürokrasi ve siyasette ABD güdümlü cemaat güçlendirilmiş, medyaya cemaatten ve sol döküntüsü liberallerden kadro devşirilmiştir. Bu kadrolar, “Ortadoğu siyaseti” konusunda ABD ‘de eğitim görmüş  türeme tiplerle süslenmiştir. Sivil darbeye uygun hale getirilmiş ortamda AKP kurulmuş ve birkaç ay sonra da iktidar olmuştur. Seçim sonuçlarını ABD Sefirinin AKP Genel Merkezi’nde  RTE ile birlikte izlemesi, seçimin aynasıdır.



“Darbe yaptık” mı diyecekti? “Hükümetin demokratik yoldan değiştiği” söylemi de, “Seçim sonucunu dindar halkın oyu belirledi” yorumu gibi palavradır. Dindarlıksa, Erbakan’ın dindarlığı hem yereldi hem içten! Sivil darbe manipülasyonunda medya çok etkin rol oynamıştır. Sanat çevrelerinin ünlülerinden, profesörlere dek soldan devşirme liberallerin TV ekranlarında, gazetelerde birden bire mantar gibi türediği o günleri bir düşünün! Solun bütün değerleri (en fazla da, askeri darbelerin zulmüne karşı mücadele mirası) liberal deformasyonla  AKP sivil darbesine ortam için kullanıldı. Bu sivil darbenin namlusu medyadır. Bugün hükümet eden ve hedefi “tek şeflik” olan sivil darbe, polis ve askeriyle sadece emekçiye, öğrenciye, memura değil, yandaş medyasıyla da tüm topluma karşı “orantısız güç” kullanmaktadır. Askeri darbelerde olduğu gibi, yargıdan eğitime en hayati toplumsal kurumlar dinci, gerici ve ABD’ci tek şefliğin denetimindedir. Büyük medyada “demokrasicilik” tek kale maç halinde oynanmaktadır. Sistemin, kendiyle “uyumsuzluk” gösterenleri ayıklaması, ilk dönem destekçilerine dek dayanmıştır.  Düşünün ki, AKP’nin seçim ve yapılanma sürecinde medyada kullandığı “suni tatlandırıcı”larına dahi tahammülü yok! Eh, iktidarın medyası, yapısının da aynası!


Yalçın Küçük:

“Matbuat ve kanalların birinci vazifesi, her şerait altında, halkımızın bilincini dağıtmak, aklını bozmak ve oligarşinin en hasis en açgözlü çıkarlarını müdafaa etmektir.”

Yazılı medyada yazarın izni olmadan yayınlanamaz..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.