Follow by Email

4 Şubat 2013 Pazartesi

Sanatçılar Girişimi'nden grevdeki Daiyang-SK işçilerine destek


Sanatçılar Girişimi'nden grevdeki Daiyang-SK işçilerine destek


14 gündür Çorlu Cumhuriyet Meydanı'nda dönüşümlü açlık grevinde olan Daiyang-SK işçilerine, Sanatçılar Girişimi'nden destek geldi.
Tekirdağ'ın Çorlu ile Çerkezköy ilçeleri arasında bulunan Avrupa Serbest Bölge'de faaliyet gösteren Daiyang-SK metal fabrikasında çalışan ve toplu sözleşme masasında anlaşma sağlanamaması üzerine yasal hakları olan greve çıkan 120 işçi, grevlerinin 84. gününde sanatçılardan büyük destek gördü. Aynı zamanda 14 gündür Çorlu Cumhuriyet Meydanı'nda dönüşümlü açlık grevinde olan işçilere, Sanatçılar Girişimi'nden destek geldi. Sanatçılar Girişimi adına basın açıklamasını okuyan tiyatro sanatçı Orhan Kurtuldu şu ifadelere yer verdi:
Daiyang-SK metal fabrikasında yoğun iş kazalarının olduğunu biliyoruz. İşçilerin açlık sınırında çalıştırıldığını biliyoruz. Güney Koreli işverenin işçilerin örgütlenmelerinin önüne geçtiğini de biliyoruz. Güney Koreli patronun turist vizesi ile Güney Kore'den kaçak işçi getirdiğini de biliyoruz. İşçiler ne istiyor? Neden greve gittiler? Cevabı basit, insanca bir yaşam sürdürmek için haklarını talep ediyorlar. Haklarını alamayan ve iş güvenliği olmayan kardeşlerimiz son çareye başvurdular ve greve gittiler. Yasal haklarını kullandılar. Sonra işverenin tehdidi ile karşılaştılar. Türkiye yasalarında bu suç mu? Peki işçileri tehdit etmek suç mu? İkincisi suçta yetkilileri göreve çağırıyoruz. “Aileleriniz aç kalır, sürünürsünüz, sendikaya güvenmeyin.” Demek suç değil mi? Biz örgütlü toplum istiyoruz. İnsanlar haklarına sahip çıksınlar istiyoruz. Bunun neresi suç? İşverenler işçilerine açlık sınırının altında ücret vererek mi sahip çıkıyorlar? Güney Koreli işverene sesleniyoruz. Kaçak işçilerle iş yapamazsınız. Grev sürecinde mal çıkartamazsınız. Sendika sokmamazlık yapamazsınız. İşçilerimizi sömüremezsiniz. Bizler bu ülkenin sanatçıları olarak buna asla izin vermeyiz.
Sizler işverenler işçi kardeşlerimizi yalnız mı sandınız? İşçilere karşı giriştiğiniz bu acımasız, vicdansız tüm girişimlerinizi reddediyoruz. Bu mücadele işçilerin hakkı verilene kadar devam edecektir. Biz bu ülkenin sanatçıları olarak emekçilerin her zaman yanında olacağız.
Bir ülkede emek sömürüyorsa o ülke fakirleşiyor demektir. Bir ülkede emekçiler eziliyorsa o ülke demokrasiden uzaklaşıyor demektir. Bir ülkede hak arayanlar susturuluyorsa o ülkede hukuk yok demektir. Ülkemizin neresinde sorun varsa sanatçılar orada olacaktır.
İşçi kardeşlerimizin mücadelesi, mücadelemizdir. Zafer, alın terinin ve emeğin olacaktır.
Basın açıklamasına katılan, Sadık Gürbüz, Bilgesu Erenus, Tevfik Kızgınkaya, Canan Sezenler, Kemal Kocatürk, Orhan Aydın, Ataol Behramoğlu, Emin İgüs, Orhan Kurtuldu ve Nazım Hikmet Akademisi sanatçıları Orhan Kurtuldu'nun okuduğu basın açıklamasından sonra sırasıyla söz alarak şunları söylediler:
Şair Ataol Behramoğlu:
Merhaba. Şu anda Türkiye'de emekçi düşmanı bir siyasi iktidar var. Bizler, yazarlar, müzisyenler ve tiyatro sanatçıları olarak düşünce emekçileriyiz. Bu iktidar bizlere de düşman, heykel yıkan, tiyatro binalarını otel yapan, sergileri yasaklayan, her türlü yaratıcılığa ve düşünce özgürlüğüne karşı bir siyasi iktidar ile karşı karşıyayız. Bizim mücadelemiz ortaktır. Bu emeğin mücadelesidir. Bu mücadele emperyalizme karşıdır ve piyasacılığa karşıdır. Sizin mücadeleniz Türkiye ve dünyada işçi sınıfının evrensel mücadelesidir. Burada olmaktan gurur duyuyoruz. Hem sevinç hem üzüntü duyuyorum. Sevinç duyuyorum burada olduğumuz için, üzüntülüyüm birazdan buradan ayrılacağımız için. Bizi burada bu şekilde karşıladığınız için sağ olun!
Tiyatro Sanatçısı Orhan Aydın:
Sevgili kardeşler, bundan iki yıl önce Ankara'da, kışın ortasında, Sakarya Caddesi'nde Tekel işçileri onurlarını birleştirerek sokağa çıkmıştı. İktidar aynı iktidardı ve jopu ile gazı ile işçileri püskürtmeye çalıştı. Fakat iş terse döndü. İşçiler aileleri ile aydınlarla bir araya geldiler ve direnmeye başladılar. O meydanda bu ülkenin bütün işçi sınıfı ve emekçileri için bir dayanışma sesi yükseldi. Ben o sesi iki sene sonra burada tekrar etmek istiyorum. Oradaki işçi kardeşlerim “biz haklıyız biz kazanacağız” diyorlardı. Bunu birlikte söyleyebiliriz. Biz haklıyız biz kazanacağız! Yolunuz açık olsun yalnız değilsiniz bunu bilmelisiniz.
Kanal B Televizyonu'ndan Program Yapımcısı Tevfik Kızgınkaya:
Sevgili Orhan Aydın'ın hatırlattığı gibi 2 sene önceki Tekel işçilerini anımsadım, maden işçilerini hatırladım. Tersanelerde can veren işçi kardeşlerimizi hatırladım. Bugün burada sizin verdiğiniz mücadele dünün mücadelesi değil, bugünün mücadelesi hiç değil. 30 yıllık dünya düzeninin bize getirdiklerini yaşıyoruz. Serbest piyasa ekonomisi diye emeğin sömürüsüne dayalı bir yeni ekonomik modelin sonuçlarını yaşıyoruz. Bu düzende emek örgütlü olmamalı, bu düzende devlet ekonomiden elini çekmeli, çalışma yaşamındaki bütün kurallar bozulmalı ki bir maliyet unsuru olarak görülen emek en ucuz şekilde sömürülmeli. Siz bunun benzerini yaşıyorsunuz. Güney Kore'den gelen patron benim ülkemdeki işçiyi dilediği gibi sömürüyor. Bu koşullara evet diyen bu ülkenin siyasi iktidarı. Hakkını isteyene, bu ülkenin insanına, jop ile gaz ile saldıran bir iktidar ile karşı karşıyız. Bunun önünde geçmenin tek yolu var. Sınıf dayanışmasıdır, sınıf mücadelesidir, sınıf bilincidir.
Tiyatro Sanatçısı Kemal Kocatürk:
Bugün emeğin dayanışması için buradayız. Sanatçılar girişimi olarak burada olmaktan onur duyuyoruz. Arkadaşlarımıza destek olmak için buradayız. Emeğin kutsal olduğunu hatırlanmak için buradayız. Örgütlü dayanışmanın adını yüceltmek adına buradayız. Sizler de buraya toplandınız ve bu dayanışma gününü birlikte geçirdiğimiz için mutluyuz.
Canan Sezenler:
"Buradaki tüm işçi arkadaşları haklarına sahip çıktıkları için tebrik ediyorum ve onlara destek olmak için burada olmaktan gurur duyuyorum.”
Canan Sezenler'den sonra söz alan Bilgesu Erenus "Nereye payidar Nereye" isimli oyunundan bir bölümü seslendirerek, açlık grevindeki işçiler ile birlikte kısa bir bölüm oynadı:
Hava kurşun gibi ağır, hava toprak gibi gebe, amanın bağır bağır bağırıyorum, bağırıyorum...
Neden bağırıyorum biliyor musunuz? Buraya büyük bir sevinç ile geldik, sizden öğrenmek için geldik. Küçük bir hayal kırıklığı yaşadım. Sizlerin yüzlerinizi gördüm ve bu kırıklık gitti. Artık grevi çadırları küçükleşti, bir köşeye atıldı. Burada gördüm üzüldüm. Bunun dışında sevincim sürüyor. Çünkü enternasyonalist anlamdaki bir dayanışmayı siz yaşadınız. Koreli işçiler açlık grevine sizinle birlikte başladılar. Bu büyük sevinçtir. İçim mutlulukla doldu, sevinçten bağırmak istiyorum. Enternasyonalizm, Güney Koreli bir sendikacının gelip sizlere dayanışma anlamında destek vermesidir. Sizler bunu tekrar gösteriyorsunuz. Sevgili işçi kardeşlerim açlık grevinizdeki arkadaşlarımız ile çok rahat koro kurabilirsiniz. Bir de şunu söylemek istiyorum. 3 gün sonra bütün sendikalar genel greve yönlendirseler burjuva anlayacaktır neyin ne olduğunu, sizleri kutluyorum kucaklıyorum.
Müzisyen Sadık Gürbüz:
Güçlü olmaya en fazla gereksinim duyduğumuz bir dönemdeyiz. Yandaki çadırın küçük olması bizleri endişelendirmiyor. Çünkü içinde kocaman yürekli insanlar var. Çoluklarının çocuklarının rızkını savunan yürekler görüyorum. Biz burada bir de hainleri anımsıyoruz. Ülkesini satana hain denir, yabancılarla işbirliği yapana hain denir. Hainin başka tanımı yoktur. Yabancı bir ülkeden gelen işçiler, buradaki işçi sınıfına ihanet ediyorlar. Onlar da haindir. Bizim ülkemizde grev kırıcılar haindir. Utanıyorlar. Buraya gelen Güney Koreli hainler, hangi yüzle dönecekler ülkelerine. Buradaki grevde açlığa yatan kardeşlerimizle birlikte olmak için buraya geldik. Sarozun Mavalı tiyatro oyunun son dizeleridir, Can Yücel'in çevirisiyle;
"Diyor ki hayda uşaklar, hayda efendi gibi yaşayalım biraz da ölmek için yaşadığımız yeter, yaşamak için ölelim biraz da."
Yolunuz açık olsun, yeriğiniz geniş olsun, dayanışmanız sağlam olsun, kaya gibi, dağ gibi...
Ümit Zileli ve Bedri Baykam ise mesajlarıyla işçileri selamladılar. Sanatçılar sonlandırdıkları basın açıklamasından sonra Tekirdağ'da yayın yapan Devrim Gazetesini ziyaret etmeye oradan Memduh Şevket Esendal tiyatro sahnesin görmeye ardından ise Ergene'nin nasıl kirlendiğine şahit olmak için Ergene vadisine doğru yol aldılar.
(soL- Çorlu)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.