14 Aralık 2013 Cumartesi

Laik Devlet Özgür Toplum bildirisi imzaya açılmıştır‏




 Sanatçılar Girişiminin değerli katılımcıları,

Laik Devlet Özgür Toplum toplantısında okunan bildiri,internet üzerinden imzaya açılmıştır.Bilginize saygıyla sunulur. 

Ataol Behramoğlu

10 Aralık 2013 Salı

Laiklik ve Özgür Toplum Bildirisi‏



Sanatçılar Girişimi’nin Değerli Katılımcıları,

   İlişikte “Laiklik ve Özgür Toplum İçin Basın Açıklaması” başlıklı bildiri ile ilk imzacılar listesi bulunmaktadır.
   13 Aralık Cuma günü saat 11.00’de Taksim Hill Oteli Büyük Salonunda yerli ve yabancı medya önünde yapılacak açıklamaya imzanızı ve basın açıklamasına katılımınızı bekliyoruz.


Ataol Behramoğlu
Sanatçılar Girişimi Dönem Sözcüsü



LAİK DEVLET ÖZGÜR TOPLUM İÇİN
KAMUOYUNA DUYURU

Laik devlet, özgür toplumun temeli, demokrasinin güvencesi, Büyük Atatürk’ün Türk Ulusuna bıraktığı en büyük emanetidir. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesinin vazgeçilmez yapı taşı olan laiklik,  Atatürk ilke ve devrimlerinin ve çağdaş hukuk devletinin temelini oluşturmuş ve “kul”dan “birey”, ümmet” ten “ulus” yaratarak  insanımıza en büyük onuru yaşatmıştır.

Cumhuriyetin “Aydınlanma Felsefesi”ni içlerine sindiremeyenler, dini siyasi rant aracı olarak kullanarak  halkımızı din ile aldatmayı yıllar boyu sürdürmüşler,  din ve vicdan özgürlüğünün gerçek anlamda güvencesi olan laikliği ortadan kaldırmayı kendilerine hedef seçmişlerdir. Mevcut iktidar, önceki gerici partilerden kendisine miras kalan laik devleti yıkma girişimlerini hızla sürdürmektedir.

Özel yaşamlara ve aile yaşamına müdahale etmeyi kendine hak gören, tek tip birey ve tek tip bir gençlik yaratmayı amaçlayan, fetvayı, yasaların üstünde gören, toplumsal sorunlara bilimsel değil,   dinsel referanslarla çözüm arayan, tüm kamu kurumlarında hızla kadrolaşan ve bir DİN DEVLETİ yaratma hayalini adım adım uygulayan AKP’nin baskıcı ve anti-demokratik müdahaleleri Anayasayı, yasaları ve başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere tüm yüksek yargı kurumları kararlarını açıkça ihlal etme boyutuna ulaşmıştır.

Kadın kıyafetini siyaset yapmanın aracı kılarak, kadın sömürüsünün en çarpıcı örneklerini sergileyen iktidar partisi, okullarda başlattığı türban baskısını, kamu görevlilerini kapsayacak şekilde genişleterek Anayasal suç işlemiş,  daha sonra bu suça TBMM’ni de ortak ederek sorumluluğuna siyasi paydaşlar aramıştır.

İktidar sahiplerinin kadın haklarına bakışı, “örtüsüz kadın perdesiz eve benzer; ya satılıktır ya da kiralık” biçimindeki akıl almaz hakaret cümlesiyle özetlenmiş durumdadır. Öğretim sisteminde 4+4+4 darbesiyle başlatılan gericileşme, devlet kuruluşu olan okullarda hem kız çocuklarına hem de öğretmenlere türban baskısıyla  pekiştirilmektedir. Görünüşte dini, gerçekte ise siyasi bir simge olarak kullanılan bu araçla, kamu hizmetinde eşitlik ve tarafsızlık ilkelerinin zemini ortadan kaldırılmıştır.
1994 yılında “tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek” diyerek yola çıkan siyasal* iktidarın temsil ettiği gerici zihniyet rengini giderek koyulaştırmakta ve halkın günlük yaşamının baskı altına alınmasına uzanmaktadır. Bu  iktidar öğrenci yurtlarında ve evlerinde “kız – erkek yan yana olmaz” biçiminde utanç verici aşağılamalarla; öğretimin “kızlı – erkekli yapılmasının yanlış olduğu”, “kent içi otobüslerin kadın- erkek ayırımına göre düzenlenmesi” gibi çağ dışı ve gerici uygulamaları dayatmaktadır. Anayasa Mahkemesi tarafından “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olarak tescillenmiş iktidar, bu saptamanın ne kadar yerinde olduğunu göstermeye devam etmektedir.

Siyasi iktidar, dünyevi kurallara dayandırılması gereken devlet işlerini, dini gerekçelere dayandırmaya başlamıştır. Gerçekten de yapılmakta olan şey, devlet işlerinin kaynağının siyasetçe yorumlanmış dini buyruklara dayandırılmasıdır. Kimse bu gerçeğin üstünü örtemez; kimse de bunun gözden kaçırılmasına hizmet etmemelidir.

Çağdaş,  ilerici ve demokratik devletlerde hukuksal düzenlemelerin kaynağı yoruma bağlanmış dini kural ve buyruklar değil, toplumun sosyal ve iktisadi gereksinimleri çerçevesindeki dünyevi kurallardır. Bu, her tür din ve inanç özgürlüğünü güvence altına alan laik devlet ilkesi demektir. Karşı karşıya bulunduğumuz durum ise, Türkiye’yi ihvanlaştırma gayretinden ve anayasal laik devlet ilkesini açıkça ihlal etmekten başka bir anlam taşımamaktadır.

Halkımızın büyük bir bölümü laik devlet ilkesini benimsemiş ve içselleştirmiştir. Böyleyken, halkın siyasal temsilcileriyle kanaat önderlerinin şu ya da bu nedenle yılgınlığa düşmeye, davadan geri durmaya, doğruları savunmaktan vazgeçmeye hakları yoktur.

Laik, ilerici, demokratik, özgürlükçü bir Cumhuriyeti savunan siyasal parti ve toplum kesimlerinin “yeni sahte mağduriyetler yaratmama ve bu yöndeki AKP çabalarını boşa çıkarma” gerekçesiyle takındıkları tutum da sonuç vermemiş, laikliği yok etmeyi hedefleyen iktidar, anında daha ileri adımlar atmaya yönelmiştir.
Gelinen bu noktada laiklik ilkesinden taviz vermek gericiliğe teslim olmak demektir, böylesi bir teslimiyetin bedeli ise ödenemeyecek kadar büyüktür.

Bizler, din bezirganı iktidar ve siyasetçilerin,
• hoşgörü kandırmacası ardında toplumun bireylerini "başörtülü bacım – başörtüsüz kadın" veya "dindar nesil - ayyaş nesil" biçiminde ayırıma tabi tutmasını kabul etmeyeceğimizi;
• dini değerlerimizi siyasi çıkarlarına alet etmelerine göz yummayacağımızı;
• laik devleti ortadan kaldırmalarına asla rıza göstermeyeceğimizi;
• laik ve demokratik Cumhuriyetten, Atatürk ilke ve devrimlerinden asla ödün vermeyeceğimizi
• din devleti kurmaya kalkışanların, halka hesap vermesi için çalışacağımızı
kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

 İlk imzacılar:
1. Gürkut ACAR, Antalya Milletvekili
2. Ahmet ADA, Şair - Yazar
3. Dilek AKAGÜN YILMAZ, Uşak Milletvekili
4. Doç. Dr. Cüneyt AKALIN, Akademisyen
5. Tarık AKAN, Sanatçı
6. Edip AKBAYRAM, Sanatçı
7. Alper AKÇAM, Yazar
8. Gürhan AKDOĞAN CHP Bursa eski il başkanı
9. Suzan AKSOY Sanatçı
10. Prof Dr.Sina AKŞİN
11. Zeki ALASYA, Sanatçı
12. Prof. Dr. Mustafa ALTINTAS, Akademisyen
13. Kemal ANADOL, 23. Dönem Milletvekili
14. Av.Alpay ANTMEN Mersin Baro Başkanı
15. Nurdan ARCA, Sanatçı
16. Cüneyt ARCAYÜREK, Yazar
17. Can ATAKLI, Gazeteci
18. Erendiz ATASÜ, Yazar
19. Engin AYÇA, Yönetmen
20. Prof Dr. Memnune APAK
21. Prof Dr.Yüksel APAK
22. Rutkay AZİZ Sanatçı
23. Dr. Ceyhun BALCI, Hekim
24. Prof. Dr. Birgül AYMAN GÜLER, İzmir Milletvekili
25. Mustafa BALBAY İzmir Milletvekili ,gazeteci
26. Prof. Dr. Süheyl BATUM, Eskişehir Milletvekili
27. Prof Dr.Zerrin BAYRAKTAR
28. Nihat BEHRAM, Şair - yazar
29. Ataol BEHRAMOĞLU, Şair
30. Egemen BERKOZ, Sair
31. Prof Dr. Çetin BOLCAL
32. Prof Dr. Ali Nihat BOZCUK
33. Salih BOZOK, Akademisyen, İktisatçı
34. Prof Dr. Can CEYLAN
35. Prof. Dr. Cevat ÇAPAN, Şair – Çevirmen
36. Ahmet CEMAL, Yazar – Çevirmen
37. Hulki CEVİZOĞLU, Gazeteci – Yazar
38. İsa Çelik, Fotoğraf Sanatçısı – Yazar
39. Prof Dr. Aysel ÇELİKEL
40. Tansel ÇÖLAŞAN, ADD Genel Başkanı
41. Emin ÇÖLAŞAN, Gazeteci – Yazar
42. Prof Dr. Bülent ÇUKUROVA
43. Nurettin DEMİR Muğla milletvekili
44. Murtaza DEMİR, Yazar – Pir Sultan Abdal  2 Temmuz Vakfı Kurucu Genel Başkanı
45. Metin DEMİRTAŞ, Şair
46. Turgut DİBEK  Kırklareli milletvekili
47. Prof. Dr. Ahmet Alpay DİKMEN, Akademisyen
48. Erhan DOĞAN Müzisyen- yazar
49. Necati DOĞRU, Gazeteci - Yazar
50. Oktay EKŞİ, Gazeteci – İstanbul Milletvekili
51. Şükrü ELEKDAĞ Emekli büyükelçi 23.dönem milletvekili
52. Ömer Faruk EMİNAĞAOĞLU, Hukukçu, Yargı sen genel başkanı
53. Prof. Dr. Ali ERCAN, Akademisyen
54. Muzaffer İlhan ERDOST, Yazar – TİHAK Genel Başkanı
55. İlhan Cem ERSEVEN, Araştırmacı – Yazar
56. Yücel ERTEN, Tiyatro Sanatçısı
57. Prof Dr.Semih ERYILDIZ
58. Prof Dr.Demet ERYILDIZ
59. Refik ERYILMAZ Hatay Milletvekili
60. Metin DEMİRTAŞ, Şair
61. Mehmet FARAÇ, Gazeteci – Yazar
62. Prof Dr. Şahin FİLİZ
63. Prof Dr.Dilek GÖZÜTOK
64. A. İlhan GÜLEK, Yazar
65. Yener GÜNEŞ Ulusal Kanal genel yayın yönetmeni
66. Şükrü Sina GÜREL, E. Dışişleri Bakanı
67. Recep GÜRKAN Edirne Milletvekili
68. Mustafa GÜRKAN, Muğla Baro Başkanı
69. Prof. Dr. Bozkurt GÜVENÇ,
70. Av.Turhan İÇLİ
71. Ülker İNCE, Çevirmen
72. Dündar İNCESU, Sanatçı
73. Zehra İPŞİROĞLU, Akademisyen
74. İlhan İREM Sanatçı
75. Zeynep IRGAT, Tiyatro Sanatçısı
76. Ekrem KAHRAMAN, Ressam
77. Prof. Dr. Yakup KEPENEK, Akademisyen
78. Prof. Dr. Naci KEPKEP, Akademisyen
79. Mehmet S. KESIMOĞLU, Kırklareli Milletvekili
80. Tuğrul KESKİN, Şair
81. Arif KESKİNER, Yapımcı-Yönetmen-Yazar
82. Mine KIRIKKANAT, Gazeteci – Yazar
83. Tevfik KIZGINKAYA, TV Programcısı – Gazeteci
84. Prof. Dr. Aziz KONUKMAN, GÜ Öğretim Üyesi
85. Ali İhsan KÖKTÜRK Zonguldak milletvekili
86. Emre KÖPRÜLÜ Tekirdağ Milletvekili
87. Seyyal KÖRPE, Akademisyen
88. Mustafa KÖZ Şair
89. Mehmet Şevki KULKULOĞLU, Kayseri Milletvekili
90. Namık KUYUMCU, Şair – Yazar
91. Tamer LEVENT Sanatçı
92. Ahmet LEVENDOĞLU, Sanatçı
93. Nasuh MAHRUKİ
94. Şahin MENGÜ, Hukukçu – 23. Dönem Manisa Milletvekili
95. Mustafa MUTLU, Gazeteci – Yazar
96. Abdullah NEFES, Şair – Yazar
97. Olcay POYRAZ, Sanatçı
98. Güldal OKUTUCU 22. Dönem milletvekili
99. Yılmaz ONAY, Yazar – Yönetmen
100. Prof. Dr. Mehmet Tuba ONGUN, Akademisyen
101. Zeynep ORAL Gazeteci
102. Filiz OTYAM Fotoğraf sanatçısı
103. Fikret OTYAM Ressam, Yazar
104. Erhan ÖĞÜT Emekli Bükelçi
105. Tokar Öner E. YÖK denetleme kurulu üyesi
106. Prof. Dr. İzzettin ÖNDER, Akademisyen
107. Onur ÖYMEN, E. Büyükelçi
108. Güray ÖZ Gazeteci
109. Celal ÖZCAN, Yazar
110. Yekta Güngör ÖZDEN, Hukukçu
111. Müfit ÖZDEŞ E. Büyükelçi
112. Sevgi ÖZEL, Yazar
113. Abdullah ÖZER, 23. Dönem Bursa  Milletvekili
114. RAMAZAN Kerim ÖZKAN Burdur milletvekili
115. Tuncay ÖZKAN, Gazeteci – Yazar
116. Ali Rıza ÖZTÜRK, Mersin Milletvekili
117. Ümit PAMİR E. Büyükelçi
118. Dr.Yüksel PAZARKAYA Çevirmen,yazar
119. Prof. Dr. Ahmet SALTIK, Akademisyen
120. Prof Dr Rauf SARPER
121. Timur SELÇUK, Müzisyen
122. Mustafa SELMANPAKOĞLU, CHP Ankara E. İl Başkanı
123. Seçkin SELVİ, Çevirmen
124. Bülent SERİM Hukukçu
125. Senar – Selçuk ÜLGER, Çevirmen
126. Atila SERTEL Gazeteci
127. Prof. Dr. Nur SERTER, İstanbul Milletvekili
128. Ali SİRMEN, Gazeteci – Yazar
129. Hakan ŞENOCAK Yazar
130. Pulat TACAR Emekli büyükelçi
131. Mahmut TANAL İstanbul Milletvekili
132. Sönmez TARGAN, 68’liler Birliği Vakfı Başkanı
133. Barış TERKOĞLU, Gazeteci
134. Gülsen TUNCER, Sinema ve Tiyatro Sanatçısı
135. Salih TURAN (Sali), Ressam
136. İsmail TUTOĞLU Sendikacı
137. Engin TÜRKER  Emekli Büyükelçi
138. Prof Dr.Mehmet TOMAMBAY 22.Dönem Milletvekili
139. Yavuz TOP, Müzisyen
140. Merdan YANARDAĞ, Gazeteci – Yazar
141. Prof. Dr. Ruhsar YANMAZ, Akademisyen
142. Prof. Dr. Tolga YARMAN, Akademisyen
143. Prof Dr. Yıldırım YAVUZ
144. Işık YENERSU, Sanatçı
145. Nuri YILDIRIM E. Büyükelçi
146. Prof. Dr. Şiir YILMAZ, Akademisyen
147. İlker YÜCEL Aydınlık Gazetesi genel yayın yönetmeni
148. Ümit ZİLELİ, Gazeteci - Yazar
149. Canan SEZENLER, CHP Kültür ve Sanat Yürütme Kurulu

30 Kasım 2013 Cumartesi

Bugünkü basın toplantısında 14 tiyatrocu tarafından okunan metin:




Biz tiyatrocular diyoruz ki:
Bugün ülkemizde, otoriter polis devleti hevesi ile dinci faşizm iştahı el ele vermiş, temel insan hakları ile insanlık değerlerini hiçe saymaya ve adım adım yok etmeye kararlı görünüyor.
İktidar, bu doğrultuda, kültür ve sanat alanlarına da kıyıcı, yıkıcı, yokedici, kurutucu bir tutumla saldırmaktan geri durmuyor.
Bale sanatını belden aşağı, resim ve heykel sanatını ucube olarak nitelendiren, Fazıl Say’ı düşünce suçlusu ilan eden, Yunus Emre’den Edip Cansever’e kadar bir yazın ordusunu sansürleyen bu zihniyet; sahne sanatlarının her alanına var gücüyle yükleniyor.
Devlet Tiyatrolarını, Devlet Opera ve Balesi ile orkestralarını, ülkenin sanat hayatından silme girişimleri durmadı, durulmadı. Biz tiyatrocular bu gaflet karşısında susmadık, susmayacağız!
Yerel yönetimlere bağlı Şehir Tiyatrolarına boyunduruk vurarak evcilleştirme girişimlerine sessiz kalmadık, kalmayacağız!
İstanbul Atatürk Kültür Merkezi, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, Karaca Tiyatrosu, Duru Tiyatro, Emek Sineması, Ankara Akün ve Şinasi Sahneleri gibi sanat yuvalarına yönelik yıkımcılık çabalarına karşı durduk, karşı duracağız!
Şimdi özel tiyatrolara destek konusunun da, ürkünç bir keyfilikle, meşrep bezirgânlığına dönüştürüldüğüne tanık oluyoruz.
Somut demokratik ilkelerden ve bilimsel ölçütlerden yoksun, “Ben kurdum oldu” anlayışı ile tayin edilmiş, yarıdan çoğu bakanlık memurlarından oluşan bu kurulun, kararlarından ortaya çıkan gerçek şudur:
“Siyasal ve düşünsel yönelimleri ayrıştırır, sakıncalı bulduklarıma vermem. Yapay haklı-haksız tartışmaları oluşturarak, sonuçta ulûfe veya sadakaya indirger, yandaş peyleme mekanizması olarak kullanırım.”
Oysa kültür-sanat alanlarına yapılan bütün yatırımların kaynağı, halkın ödediği vergilerinden oluşur. Kimse bu parayı sünnet takılarını bozdurarak temin etmiş değildir.
Toplumun düşünsel ve duygusal esenliği için harcanacak bu kaynakların dağılımında; uygar, demokratik ve akılcı ölçütler oluşturmak gerekir. Bunu da ancak özerk yapıda kurum ya da kuruluşlar yapabilir. İster ödenekli, ister özel tiyatrolarda olsun; bozmaca yönetmelikler ve düzmece kurullarla yapılan iş, ahmak ıslatan gibidir.
Destek için başvuran, başvurmayan, başvurup destek alan, başvurup destek alamayan, destek alıp da reddeden biz tiyatrocular, bir bütün halinde bu kurnazlığın da maskesini düşüreceğiz. Susmuyoruz, susmayacağız!
Uygar dünyanın bu konudaki yöntemi de özgürlük ve özerklik kavramlarında yatar.
Biz tiyatrocular diyoruz ki: Sanat özgürdür, kurumları özerktir!
Özgürlük ve hukuk mücadelemizi kol kola genişletirken; dayanağımız ödenekler değil, bu duruma sessiz kalmayacağına inandığımız seyircimizin destek, dayanışma ve alkışlarıdır.
Susmuyoruz, susmayacağız!...

Tiyatroculardan tek yumruk, tek yürek bir protesto




Tiyatro sanatçıları, iktidarın kültür ve sanat alanındaki kıyıcı ve yıkıcı tutumuna, ‘Sanat özgürdür, kurumları özerktir’ diyerek karşı çıktılar. Ses Tiyatrosu'na gelerek destek veren pek çok katılımcı ‘Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!’ sloganı attı.

Aralarında Genco Erkal, Ferhan Şensoy, Gülriz Sururi, Rutkay Aziz, Yücel Erten, Levent Üzümcü, Gülsen Tuncer, Orhan Aydın’ın da bulunduğu pek çok sanatçı“Susmuyoruz, susmayacağız!” dedi.

“Gezi’ye destek verdikleri” gerekçesiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bu yılki destek yardımından yoksun bırakılan pek çok özel tiyatro topluluğu geçen gün biraraya gelerek düzenledikleri toplantıda bir komisyon kurmuş, bu komisyon da bakanlığa dava açma kararı almıştı.
Destek için başvuran, başvurmayan, başvurup destek alan, başvurup destek alamayan, destek alıp da reddeden pek çok tiyatro sanatçısı, “bir bütün halinde bu kurnazlığın maskesini düşürmek” amacıyla somut adım atacaklarını belirten bir bildiri hazırladı.
Bildiriyi dün Ses Tiyatrosu’nda Levent Üzümcü, Ferhan Şensoy, Genco Erkal, Gülriz Sururi, Orhan Aydın, Rutkay Aziz, Gülsen Tuncer, Yücel Erten, Nedim Saban ve Emre Kınay okudu. Bildiri sonrası, sanatçılara destek olmak için Ses Tiyatrosu’na gelen pek çok katılımcı “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” sloganı attı.
Bildiride, iktidarın, kültür ve sanat alanlarına da kıyıcı, yıkıcı, yok edici, kurutucu bir tutumla saldırmaktan geri durmadığı belirtildi:
“Bale sanatını belden aşağı, resim ve heykel sanatını ucube olarak nitelendiren, Fazıl Say’ı düşünce suçlusu ilan eden, Yunus Emre’den Edip Cansever’e kadar bir yazın ordusunu sansürleyen bu zihniyet; sahne sanatlarının her alanına var gücüyle yükleniyor. Devlet Tiyatrolarını, Devlet Opera ve Balesi ile orkestralarını ülkenin sanat hayatından silme girişimleri durmadı, durulmadı. Biz tiyatrocular bu gaflet karşısında susmadık, susmayacağız!”
Sanatçılar, özel tiyatrolara destek konusunun da ürkünç bir keyfilikle, meşrep bezirgânlığına dönüştürüldüğüne tanık olduklarını vurguladılar:
“Somut demokratik ilkelerden ve bilimsel ölçütlerden yoksun, “Ben kurdum oldu” anlayışı ile tayin edilmiş, yarıdan çoğu bakanlık memurlarından oluşan bu kurulun, kararlarından ortaya çıkan gerçek şudur: ‘Siyasal ve düşünsel yönelimleri ayrıştırır, sakıncalı bulduklarıma vermem. Yapay haklı-haksız tartışmaları oluşturarak, sonuçta ulufe veya sadakaya indirger, yandaş peyleme mekanizması olarak kullanırım.’ Oysa kültür-sanat alanlarına yapılan bütün yatırımların kaynağı, halkın ödediği vergilerden oluşur. Kimse sünnet takılarını bozdurarak bu parayı temin etmiş değildir.”
Bildiride, toplumun düşünsel ve duygusal esenliği için harcanacak kaynakların dağılımında; uygar, demokratik ve akılcı ölçütler oluşturulması gerektiği de belirtildi. Bunu da ancak özerk yapıda kurum ya da kuruluşların yapabileceği, ister ödenekli, ister özel tiyatrolarda olsun, bozmaca yönetmelikler ve düzmece kurullarla yapılan işin, ahmakıslatan gibi olacağı ifade edildi.
“Sanat özgürdür, kurumları özerktir!” diyen sanatçılar, özgürlük ve hukuk mücadelelerini kol kola genişletirken; dayanaklarının ödenekler değil, bu duruma sessiz kalmayacaklarına inandıkları seyircinin destek, dayanışma ve alkışları olduğunu vurguladılar.

Ceren Çıplak/Cumhuriyet

27 Kasım 2013 Çarşamba

BASIN AÇIKLAMASINA DAVET‏



Değerli basın emekçileri, sevgili seyircilerimiz ve sanatçı dostlar…


Ülkemiz sanat ve sanatçı düşmanlığında tarihi günler yaşıyor.
Üstümüze bir kara örtü atarak yaftalayıp, ötekileştirmek isteyen sistem yürütücülerine karşı bir araya geliyoruz.
30 Kasım saat 12.00’da SES TİYATROSU’nda sizlerle buluşarak, Genco Erkal, Gülriz Sururi, Rutkay Aziz, Ferhan Şensoy, Mehmet Ergen, Nedim Saban, Yücel Erten, Orhan Aydın, Levent Üzümcü, Mert Fırat ve Emre Kınay tarafından okunacak bildirimizi paylaşmak istiyoruz.
Susmuyoruz, susmayacağız.


SANATÇILAR GİRİŞİMİ
İletişim:
0543 6140108
oaydinoaydin@gmail.com


24 Kasım 2013 Pazar

DAVET (30 Kasım 2013 Cumartesi Saat:12:00 Ses Tiyatrosu)‏




Sevgili arkadaşlar,
 
   Tiyatro Platformu'yla gerçekleştireceğimiz basın açıklaması buluşmasına bütün arkadaşlarımız davetlidir.
     Haksızlığa karşı sesimizi her zamanki gibi en güçlü biçimde yükseltelim.
 
   Sanatçılar Girişimi

9 Kasım 2013 Cumartesi

Sanatçılar Girişiminin 10 Kasım açıklaması


ATATÜRK ULUSÇA ONURUMUZDUR


Kurtuluş Savaşımızın baş komutanı, Cumhuriyetimizin kurucusu, Türk aydınlanmasının önderi Mustafa Kemal Atatürk, ulusça onurumuzdur.
Onun adı, bir ulusun uyanışının, yeniden yaratılışının, aydınlık geleceklere doğru yürüyüşünün simgesidir.
Bu uyanış ve yeniden yaratılış, onun adının ve eyleminin çevresinde bir kez daha şahlanışa geçmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk düşmanlığı, evrensel aydınlanma değerlerine, ulusumuzun aydınlık geleceğine, çocuklarımızın bugünlerine ve yarınlarına düşmanlık demektir.
Gericilik, karanlıkçılık, aydınlanma düşmanlığı, bir kez daha yenilgiye, ulusun en büyük çoğunluğunca lanetlenmeye, layık olduğu karanlıklara gömülmeye mahkûmdur.
10 Kasımlar, tıpkı ulusal bayram günlerimiz gibi, ağıt yakma günleri değil, gericiliğe karşı yenilmez birlikteliğimizi en yükseklere çıkarmamız gereken ulusal dayanışma günlerimizdir.
Bu yılın 10 Kasımında da Anıt Kabirde buluşarak, ulusal onurumuza bağlılığımızı en büyük ulusal koro olarak haykıracağız.
Mustafa Kemal Atatürk’ü, bir kez daha, içtenlikle, derin bir bağlılıkla, Türkiye’de gerçekleşmesine önderlik ettiği evrensel aydınlanma değerlerine sarsılmaz inancımızla selamlıyoruz.



Sanatçılar Girişimi